Miras Hukuku

Ölünceye Kadar Bakım Sözleşmesi ve Muvazaa Kriterleri

Ölünceye Kadar Bakım Sözleşmesi ve Muvazaa Kriterleri

I. Giriş

Türk hukukunda önemli bir yer tutan ölünceye kadar bakım sözleşmesi, Borçlar Kanunu kapsamında düzenlenen özel bir akittir.

Bakım alacaklısının belirli bir malvarlığı değerini bakım borçlusuna devretme karşılığında ölünceye kadar bakılmayı taahhüt ettiği bir sistemdir.

Bu sözleşme türü, mirasbırakanın mirasçılarından mal kaçırma amacı taşıyıp taşımadığına dair muvazaa iddiaları ve saklı pay sahiplerinin tenkis talepleriyle sıkça yargı önüne taşınmaktadır.

Yüksek Mahkeme, bu tür uyuşmazlıklarda sözleşmenin gerçek amacını ve tarafların iradesini tespit etme noktasında belirli kriterler aramaktadır.

II. Yargıtay’ın Aradığı Şartlar

Yargıtay uygulamasına göre, ölünceye kadar bakım sözleşmesinin muvazaa nedeniyle iptali veya tenkise tabi tutulup tutulamayacağının tespitinde şu şartlar aranmaktadır:

1. Mirasbırakanın Gerçek İradesi: Sözleşmenin, mal kaçırma amacından ziyade, mirasbırakanın fiilen bakılma ihtiyacı ve amacı ile yapılıp yapılmadığı esastır.

2. Bakım Borcunun Fiilen Yerine Getirilmesi: Bakım borçlusunun, mirasbırakana ölünceye kadar fiilen destek olduğu, onunla birlikte yaşadığı ve yükümlülüğünü yerine getirdiği olgusu önem taşır.

3. Devredilen Malvarlığının Orantılılığı: Devredilen malvarlığı değerinin, mirasbırakanın tüm malvarlığına oranı ve hayatın olağan akışına göre makul karşılanabilecek sınırda olup olmadığı dikkate alınır.

4. Mirasbırakanın Sağlığındaki Tutumu: Mirasbırakanın sağlığında bakım borcunun yerine getirilmediği iddiasıyla herhangi bir dava açmamış olması, bakım borcunun ifa edildiği yönünde güçlü bir karine oluşturur.

III. Uygulama ve İspat

Ölünceye kadar bakım sözleşmelerine ilişkin muvazaa iddialarının ispat yükü, bu iddiayı ileri süren tarafa aittir. İspat sürecinde başvurulabilecek başlıca araçlar şunlardır:

- Tanık Beyanları: Bakım borçlusunun mirasbırakanla birlikte yaşayarak veya başka suretle fiilen bakımını üstlendiğine dair tanık ifadeleri, sözleşmenin geçerliliğinin tespitinde merkezi bir role sahiptir.

- Yaşam Koşulları ve İlişki Niteliği: Mirasbırakan ile bakım borçlusu arasındaki ilişkinin niteliği, bakım ihtiyacının ve fiili ifanın doğal bir sonucu olarak değerlendirilebilir.

- Mirasbırakanın Genel Malvarlığı Durumu: Mirasbırakanın devredilen malvarlığı dışında kalan diğer malvarlığı, temlikin mal kaçırma amacı taşımadığını destekleyici delil olarak kullanılabilir.

IV. Sonuç

Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre:

- Ölünceye kadar bakım sözleşmeleri, mirasbırakanın gerçek iradesinin fiilen bakılmak olduğu ve bakım borcunun eksiksiz bir şekilde ifa edildiği durumlarda geçerliliğini korur.

- Muvazaa iddiasının somut delillerle ispatlanamaması halinde, bu tür sözleşmeler sağlar arası bir tasarruf niteliği taşıdığından, mirasçıların saklı paylarına yönelik tenkis taleplerine konu edilemez.

Yüksek Mahkeme, bakım borcunun yerine getirilmesini temel bir kriter olarak kabul ederek, muvazaa iddiasının çürütüldüğü hallerde sözleşmenin geçerliliğini ve tenkis talebinin reddini onamaktadır.